El egzaması ve Covid
Aralık 07, 2020
Saçlı deri (seboreik dermatit-kepek, psöriasis-sedef hastalığı), saç teli hastalıkları ve saç dökülmelerine Deri ve Zührevi hastalıklar ihtisası yapmış olan Dermatoloji Uzmanları bakar.
Saç dökülmesi olan her hastada demir eksikliğine bağlı anemi (kansızlık) araştırılması için Tam kan ve Ferrritin (demir deposu), tiroid bezi fonksiyonlarını değerlendirmek için TSH, sT3, sT4 ve D vitamini seviyesini değerlendirmek için 25-OH Kolekalsiferol kan düzeylerine bakılmalıdır. Bunların eksikleri en sık Telogen Effluvium adı verilen reaksiyonel/tepkisel saç dökülmesine neden olsa da, ne tür olursa olsun saç dökülmesi olan her hastada sağlıklı saç yapımı için bunların normal seviyelerde tutulması gerekmektedir.
D vitamini (25-OH Kolekalsiferol) eksikliği Telogen effluvium tarzında, günlük dökülen saç sayısında artmayla karakterize reaksiyonel/tepkisel saç dökülmesine yol açabilir. Diğer vitamin ve mineral (B vitamini, Biotin, Çinko, Magnezyum, Selenyum gibi) eksikliklerinin saç dökülmesi yaptığına dair tıbbı kanıt yoktur.
Demir eksikliğine bağlı anemi (kansızlık) kadınlarda Telogen Effluvium adı verilen günlük dökülen saç sayısında artmayla karakterize reaksiyonel/tepkisel saç dökülmesine en sık yol açan nedendir. Bu eksikliğin ortaya çıkmasındaki başlıca sebep de menstürasyon (adet) kanamalarının yoğunluğu, uzun sürmesi veya sık aralıklarla tekrar etmesidir. Demirden fakir beslenme, dengesiz ve sağlıksız diyetler, mide, bağırsaklarda kanamaya yol açan hastalıklar da demir eksikliğine neden olabilir. Altta yatan nedeni bulup tedavi etmeden sadece demir tedavisi almak kalıcı iyilik hali sağlamaya yetmez.
Tiroid bezinin az (hipotiroidi) ya da çok çalışması (hipertiroidi) saç dökülmesine neden olabilir. Hipotiroidisi olanlarda saçlar seyrek, kuru ve mat görünümlüyken, hipertiroidisi olanlarda seyrek ve ince tellidir. Ayrıca, hipotiroidi durumukaşların dış kısımlarından dökülüp seyrelmesine de yol açabilir.
Alopesi areata (saç kıran) tanısı alan hastaların yaklaşık yarısında hastalığın başlamasında aşırı strese yol açan bir hayat olayının (sevilen birinin kaybı, boşanmak, şehir/ülke değiştirmek, çocuklarda kardeş doğumu gibi) rol oynadığı saptanmıştır. Öte yandan, bu hastalığın ortaya çıkışında genetik yatkınlık (kalıtım) da çok önemlidir. Hastalığın ana nedeni halen net olarak bilinmemekle beraber genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Dolayısıyl alopesi areatayı sadece strese bağlamak doğru bir yaklaşım değildir.
Telogen Effluvium adı verilen günlük dökülen saç sayısında artmayla karakterize reaksiyonel/tepkisel saç dökülmesinin nadir nedenleri arasında aşırı stresin de rol oynadığı düşünülmektedir.
Hayır değildir, alopesi areata hastalığının nedeni halen kesin olarak bilinmemekle beraber genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin (geçirilen enfeksiyon, stres gibi) etkisiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu hastaların yaklaşık %30unda ailede benzer hastalık öyküsü vardır. Bu durum hastalık bulaşıcı olduğu için değil, hastalığa yatkınlık sağlayan genlerin aynı aile içindeki kişiler arasında nesilden nesile kalıtıldığı için görülmektedir.
Saç dökülmelerini “dökülmeye iyi gelen, saç çıkartan” olarak idda edilen şampuanları kullanarak tedavi etmek mümkün değildir. Bunun nedeni de şampuanın içeriğinde en etkili ilaçlar (minoksidil, finasterid gibi antiandrojenler) bulunsa bile şampuanların saçlı deriyle temas süresinin kısa (en fazla 3-5 dk) olmasıdır. Dökülmeye karşı bir ilaçın etkili olabilmesi için saça sürülüp bekletilmesi gerekir çünkü ilaçlar saçlı deriden yavaş emilmektedir. Örneğin minoksidil solüsyon en az 4 saat, topikal finasterid sprey en az 6-8 saat bekletilmeden saçlı deri yıkanmamalıdır. Tedavi etkinliği için diğer seçenekler ilaçları ağız yoluyla almak ya da alopesi areata (saç kıran) gibi bazı hastalıklarda olduğu gibi saçlı deriye enjeksiyonla veya dermapen gibi bir alet kullanarak uygulamaktır.
Birçok alopesi areata hastası doktora baş vurmadan önce saçı dökülen yere sarımsak sürmektedir. Kıl folikünü uyarmak için yapılan bu uygulama hastaların az bir kısmında işe yararken çoğunda saç çıkarmadığı gibi fazla sürülmesi durumunda o alandaki kıl foliküllerini öldürerek geri dönüşümlü olan bir hastalığı geri dönüşümsüz yani tekrar saç çıkması mümkün olmayan hale çevirmektedir. Neden? Çünkü sarımsak sürmenin standart bir uygulama metodu yoktur; ne miktar sarımsak sürülecek, günde kaç kere, kaç gün boyunca sürülecek gibi soruların cevabı yoktur. Dolayısıyla az sürmek hiç etki etmezken, fazla sürmek de kalıcı olarak saçların kaybıyla sonlanabilmektedir.
10. Saçlarda kepeklenme neden olur?
Saçlarda kepeklenmeye en sık yol açan hastalık Seboreik Dermatit adı verilen halk arasında yağlı egzema olarak da bilinen hastalıktır. Saç köklerinde kızarıklık ve saçlı deriye yapışık kepekler yapabileceği gibi saç tellerinde ince beyaz “un” gibi giysilerin omuzlarına dökülebilen tarzda da olabilir. Kaş, kirpik, kulak içi/arkası, burun kenarları, sakal, göğüs ortası bu hastalıktan etkilenebilir. Öte yandan, seboreik dermatiti olan herkeste sayılan bu bölgelerin hepsi tutulacak diye bir kural yoktur.
Saçta yapışık kepek, kızarıklık ve kaşıntı yapabilen ve seboreik dermatitle sık karıştırılabilen diğer bir hastalık da saçlı deri Psöriasisidir (sedef hastalığı). Sadece saç tutulumu yapabildiği gibi diz, dirsek, kuyruk sokumu, avuç içi, ayak tabanı başta olmak üzere vücudun her yerinde üzeri beyaz sedef renkli kepeklerle kaplı kızarıklar şeklinde ortaya çıkabilir.